08 Temmuz 2011 12:31 · tago35 · fav
· Etiketler
güneş çarpması
,
sıcak havada dikkat edilmesi gerekenler
,
sıcak çarpması
Sıcak havalar, tüm yaşamı olumsuz yönde etkilerken ofis çalışanlarıda bu olumsuz hava şartlarında sağlıklarına dikkat etmeli.Uzmanlar , sıcakların çalışma ortamı üzerindeki etkileri ile ilgili uyarıyor.
VKV Amerikan Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Yardımcı , bunaltıı sıcaklarda nasıl davranılması gerektiği konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi.
'' Mevsim normalleriolarak kabul edilen ve her bölgeye göre değişen sıcaklıkların, kabul edilen değerlerni üzerine çıkması aşırı sıcak olarak kabul edilir. Mevsim normallerinin 10 derece üzerindekideğerleriise ciddi önlemleralınması gereken aşırı sıcak olarak tanımlayabiliriz. Alışılagelen değerlerin üzerindeki sıcaklıktan yarattığı en cidditablo ''Sıcaklık çarpması'' ve "güneş çarpması" adlarıyla tanımlanabilir.
ATEŞ 41'İ BULUYOR
Bu tabloda kişininvücut ısısının 41 derece üzerine çıkması söz konusudur. Sıcak ve nemli hava, güneş ışınlarına direkt marız kalıması kaybedilen sıvının konulmaması , bulunulan ortamın aşırı sıcak ve hava akımsız olması ,kalın ve sentetik kıyafetler gibinedenler sıcak çarpmasına neden olurlar. Sıcak çarpmasında tüm vücut fonksiyonları dar bir ısı aralığında düzenli yürütülebilir.
TERLEME OLUYOR
Terleme , solunum ,vücudun temas ettiği daha soğuk cisimler ve ısının dalgalar şeklinde havaya verilmesi ısı kaybetme yollarımızdır. Sıcak havalarda bu sitemler yoluyla yeterli ısı kaybedilemez. Böylece sıcağın olumsuz etkileri Sıcak çarpmasında erken dönemde yoğun terleme , halsizlik , ağız kuruluğu ve susama , kas krampları , başağrısı , kusma , soğuk ve terli bir cilt ile beraber idrar koyulaşması olur.
ANORMALLİK
Daha ileri aşamalarda ateş , anormal davranışlar , bilinç bulanması , kuru - sıcak ve kırmızı cilt , hızlı ve yüzeyel solunum ve en sonunda bilincin tamamen kaybı gelişir.Sıcak çarpmasında erken önlem alınmazsa yüzde 802lere kadar varan ölüm olayları görülebilir. Böyle bir durum saptandığında ilk iş hastanın serin bir yere alınarak ambulans çağrılmasıdır. Bulantı ve kusması olmayan hafif sıcak çarpmalarında su verilebilir. Fakat bulantı ve kusması olan , bilinci yerindeolmayanlara kesinlikle ağızdan herhangi birşey verilmemelidir. Hastanın vücuduna soğuk su serperek , ıslak havlu veya örtüler konularak vücut ısısı düşürülebilir.
ALKOLLE OVULMAMALI
Ateş düşürücüler , tuz tabletleri , alkollü ve kafeinli içecekler kesinlikle verilmemeli , hastanın vücudu alkol gibi maddelerle ovulmamalıdır. Sıcak havalar tüm yaşamı olumsuz etkiler . İş ortamlarının da bu olumsuzluktan pay alması kaçınılmaz bir sonuçtur.İş hayatında en sık görülen belirtiler isteksizlik ve çabuk yorulmadır. Sinirlilik hali , dikkatin çabuk dağılması gibi bir çok belirti daha görülebilir.
01 Temmuz 2011 12:15 · tago35 · fav
· Etiketler
Sağlıklı bir kemik yapısına sahip olmak için bilinçli ve doğru beslenme gerekir. Osteoporoz, gereken doğru önlemler alındığında büyük ölçüde önlenebilen bir hastalıktır. Beslenme alışkanlıklarında bir takım değişiklikler yaparak, ileriki yaşlarda olabilecek kırıkları engelleme şansı vardır. Daha güçlü kemiklere sahip olmak amacıyla beslenmede alınacak bazı tedbirler hiçbir yaş için çok geç değildir.
Aşağıdaki besinlerin az veya fazla tüketilmesi osteoporoz oluşumunda çok önemli etkileri vardır:
• Vitamin ve mineraller
• Proteinli gıdalar
• Besinlerde bulunan doğal bitkisel östrojenler
• Doymuş yağlar, esansiyel yağ asitleri
• Lifli gıdalar
Osteoporozda, vitaminler, doğada bulunan çeşitli mineral ve eser elementlerin bir kısmı kemik yapımı-yıkımı açısından hayati öneme sahiptir. Bu besinlerin fazla veya az alınması ya da hiç alınmaması bazı avantaj veya sorunlara sebep olabileceği için detaylı olarak incelenmelerei gerekir.
01 Temmuz 2011 12:07 · tago35 · fav
· Etiketler
mantar
,
mantar tadevisi
,
vajinada mantar
Hamilelikte vajinada meydana gelen değişiklikler nedeniyle mantar enfeksiyonlarının oluşması kolaylaşır. Eğer şikayetiniz çok ise lokal sürülebilecek kremler ve dıştan kullanılacak pansumanlar size yardımcı olabilir. Gebeliğin erken dönemlerinde bebeğin organları gelişirken çok gerekmedikçe pek çok doktor hastasına ilaç vermek istemez. Çünkü yıllarca zararsız zannedilen ilaçların bebeğe bazı etkileri olduğu yıllar sonra ortaya çıkabilmektedir. Doktorunuz da bu nedenle size sistematik kullanılacak ve bebeğe etkisi kesin olarak bilinmeyen bir ilacı vermek istemeyebilir. Bu sebeple hamimeliğin 4. ayına kadar bu tip tedaviler tavsiye edilmemektedir.
29 Haziran 2011 16:12 · tago35 · fav
· Etiketler
tüp bebek
,
tüp bebek fiyatları
,
tüp bebek tedavisi
Özellikle son 10 yıl da çok başarılı sonuçlar vererek bir çok çitin bebek sahibi olmasına imkân tanıya tüp bebek tedavisi hakkında merak ettiğiniz bir çok sorunun cevabını bu makalemizde bulabilirsiniz.
Tüp bebek tedavisi 1 yıl boyunca hiçbir doğum kontrol yöntemi kullanılmadığı halde hamile kalınmaması durumunda seçilebilecek bir tedavi yöntemidir.
Tüp bebek tedavisi için uygulanan yöntem en basit anlatımıyla, kadın ve erkekten alınan üreme hücrelerinin laboratuar ortamında döllenme işlemi diye tabir edilebilir.
tüp bebek
Tüp bebek tedavi yönteminde kadın ve erkekten alınan bu üreme hücreleri 48 saat kadar bir süre döllenme işlemi için bekletildikten sonra içlerinden kaliteli döllenmiş yumurtalar anne adayının rahmine kakater isimli ince bir cihaz yardımıyla yerleştirilir.
Tüp bebek tedavisiyle ortalama %70 lere varan başarı oranları sağlanarak çiftler bebek sahibi olabilmektedir.
Tüp bebek tedavinizde ilk denemenizde başarısız sonuçla karşılaşırsanız ikinci denemeniz için en az 1 ay beklemeniz tavsiye edilir.
Tüp bebek tedavisini yurt dışında yaptırmak isterseniz, ortalama 10 bin dolar civarı bir fiyatla karşılaşabilirsiniz şayet Türkiye’ de tüp bebek tedavisi görmek istiyorsanız ortalama 2000 dolar civarı bir ücretle karşılaşıyorsunuz ancak bunun bir kısmı sosyal güvenlik kuruluşlarınca karşılanıyor.
29 Haziran 2011 16:10 · tago35 · fav
· Etiketler
astım
,
hamilelik sırasında astım
,
hamilelikte astım
Hamile kadınların iki kişilik nefes aldıklarını düşünürsek, hamilelik sırasında görülen astım hastalığının önemini yeterince ifade etmiş olur muyuz, sizce? Üstelik karnın büyümesi ile akciğerde oluşan bası, astımı da olan bir gebede soluk alıp vermeyi iyice güç hale getirmektedir. Astımın tabiatında zaten dış ortamlarda bulunan alerjenler, sigara dumanı, duygusal nedenler, soğuk havaya maruz kalma, egzersiz gibi tetikleyenlerle havayollarm daralması yatar.
Durum böyle olunca bedeninizin gebelik boyunca oksijensiz kalmaması, dolayısıyla bebeğinize yeterince oksijen ulaşması için çok tedbirli davranmanız gerektiğini belirterek başlayalım… Ama eğer astım hastalığı kontrollü bir şekilde seyrederse, hamilelik sırasında bir komplikasyonla karşılaşmayabilirsiniz. Kontrol altına alınmayan astım ise, anne adayında ve fetusta oksijen yetersizliğine bağlı ciddi sorunlara yol açabilir. Eğer astımınız varsa ve hamile kalmayı planlıyorsanız veya hamileyseniz, bu konuyu mutlaka doktorunuzla konuşun.
Gebelikteki Seyri
Astımlı gebeleri üç gruba ayırabiliriz: Astımlı hamile kadınların üçte birinde, belirtiler geriler. Diğer üçte birlik bölümde, zaten var olan astım belirtileri devam eder. Ve son üçte birlik kesimde bu belirtiler daha da kötüleşir. :
Eğer astımınız yeterince kontrol altına alınmazsa ve ciddi seyirli olursa, annenin ve bebeğin karşılaşabileceği birçok risk bulunmaktadır:
Bebekteki riskler:
• Erken doğum, prematürite
• Bebekte gelişme geriliği
• Düşük doğum ağırlığı
• Bebeğin kaybı
Annedeki riskler:
• Preeklampsi ?
• Aşırı kusma
• Vajinal kanamalar
• Annenin kaybı
Ortalama gebeliklerde bebek kaybı riski % 1 oranında iken astımı olan gebelerde bu risk % 1,5′a çıkabilmektedir. Ancak tüm bu riskleri iyi bir doğum öncesi takibi ve astım kontrolü ile en aza indirmeniz zor değil… www.kadinlarsitesi.com
Gebelik Takibi
“Astımım ne kadar kontrol altında?” Bu soruyu kendinize daha gebe kalmadan evvel sormalısınız. Çok keskin çizgilerle çizmeyelim ama, astımınıza bağlı haftada 1-2′den fazla şikayetinizin olmaması gerekir. Gece uykunuzu ayda 1-2 kereden fazla rahatsız etmemelidir. Uzun zamandır sizi acile götürecek kadar ciddi bir atağınızın olmamış olması gerekir. Astımınızın ne kadar kontrol altında olduğunu, özellikle hastalığınızı takip eden göğüs hastalıkları doktorunuz ile detaylı bir şekilde görüşmeniz gerekir. Doktorunuz sizi gebe kalmadan evvel değerlendirerek ve gerekirse solunum fonksiyon testleri uygulayarak en uygun planı oluşturacaktır.
Gene de biz bir hatırlatalım:
• Astımınızı tetikleyenlerden uzak durun
• İlaçlarınızı aksatmayın
• Sigara içmeyin, pasif içici olmayın
• Egzersizi doktorunuza danışarak yapın
Doktorunuz gebeliğiniz boyunca sık sık ultrason ve non-stres test uygulamaları ile bebeğiniz için her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol edecektir. Sizden gün içindeki bebek hareketlerini kontrol etmenizi isteyecektir.
Gebelikte Tedavi
Astım ilaçlarının büyük çoğunluğu hamilelikte kullanmak için güvenlidir. Hatta rahatlıkla emzirebilirsiniz de… Kontrol altına alınmayan astımın vereceği zarar, ilaçların bebeğe vereceği zarardan kat kat fazladır. Bu süre boyunca doktorunuz tedaviniz kapsamında ilaçlarınızı değiştirebilir veya durumunuza göre yeni dozlar önerebilir. Bu noktada hemen altını çizelim, gebe kaldığınız için, doktorunuza danışmadan, aniden ilaçlarınızı kesmeyin ya da dozları ile oynamayın! Gebelikten önce aşı tedavisine başlanmışsa, doktorunuz ile görüşerek devam edip edemeyeceğinizi belirleyin.
29 Haziran 2011 16:06 · tago35 · fav
· Etiketler
astım
,
doğumdan sonra astım
,
kadınlarda astım
Doğum ve Sonrası doktorunuz doğum esnasında sizi ve bebeğinizi monitörize ederek her şeyin yolunda olduğundan emin olmak isteyecektir. Bu esnada da astım ilaçlarınıza devam etmeniz gerekecektir. Eğer sezaryen planlanmışsa, doktorunuz genel anestezinin sizin için uygun olup olmadığını tekrar gözden geçirecektir. Gerekirse epidural-spinal anestezi ile ağrı kontrolü sağlanabilir. Aynı şekilde, vajinal doğum planlanmışsa, ağrısız olması için size önerilerde bulunulacaktır.
Bebeğinizi dünyaya getirdikten sonra, astım ilaçlarınızı veya dozlarını değiştirmeniz gerekebilir. Kimi hamile kadınlar, hamilelikleri süresince astımlarında değişiklik veya düzelme gözlemledikleri için bu tedavi disiplininden hemen kopuverir. Ancak unutmayın ki, var olan bir hastalık için önlem almazsanız, daha sonra kötüleşebilir. Dolayısıyla doktor ziyaretlerini doğum sonrasında da aksatmayın.
Astımı olan anneler, doğumdan hemen sonra bebeklerini anne sütü ile emzirmeye geçebilir. Teofilin kullanıyorsanız, süte geçip çocuğunuzu huzursuz edebileceğini bilmelisiniz. Aynı durum antihistaminik ilaçlar için de söz konusu.. Ayrıca bu ilaçlar süt üretimini azaltabilir. Elbette ki sigara içmemeniz, hatta içilen ortamlarda bile bulunmamanız gerektiğini tekrar hatırlatmamıza gerek yok sanırız!
29 Haziran 2011 16:03 · tago35 · fav
· Etiketler
hamilelik
,
hamilelik öncesi yapılması gerekenler
,
hamilelikten önce neler yapmalı
Eğer siz de birçok hamile kadın gibiyseniz, hamileliğinizin olabilecek en huzurlu şekilde geçebilmesi için yaşamınızda neleri değiştirmeniz gerektiğini veya nelerin değişmesine gerek olmadığını bilmek istersiniz. Eğer ortalama sağlık standartlarına uyan bir kadınsanız, yaşantınızın normalden çok da fazla uzaklaşmasının gerekmediğini göreceksiniz.
Kontrollerin bu süreçte çok önemli bir yerinin olduğunu ve hamilelikte önerilen ideal takip aralıklarının, 28. haftaya kadar ayda bir, 28-36. haftalar arasında 2-3 haftada bir ve 36. haftadan sonra haftada bir olması gerektiğini belirterek söze başlayalım.
Diyelim ki hamilelik sürecinde bazı sorunlarla karşılaşıyorsunuz ve hamileliğiniz “yüksek risk” grubuna giriyor. Bu durumda doktorunuz sizi daha sık görmek isteyebilir. Hiç itiraz etmeyin ve hemen endişelenmeyin. Daha sık takip, sizin ve bebeğinizin sağlığı için bir önlem niteliğindedir. Doktorunuz her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak istiyordur.
Planlı ve plansız, yani sürpriz hamilelik olmak üzere iki tür hamilelik modelinin olduğunu düşünürsek, bir kadının hamile olduğunu anlama süreçleri de buna göre farklılık gösterebilir. Eğer bilinçli bir şekilde dünyaya çocuk getirmeye karar vermişseniz ve eşinizle beraber gerekli hazırlıklara başlamışsanız hamile olduğunuzu doktor takipleri veya testler sonucunda müjdeli bir şekilde erkenden öğrenebilirsiniz. Ancak, planlarınız arasında bir çocuk yapmak henüz yoksa, regl gününüz geciktikçe heyecanlanmaya başlarsınız. Bir hafta geçer, on gün geçer, sonunda, on beşinci günde, ya doktora giderek ya da güvenilir bir hamilelik testiyle hamile olduğunuzu öğrenirsiniz. Bundan sonrası çok önemlidir. Çünkü ruhsal ve fiziksel olarak yaşayacaklarınız bebeğinizi de etkileyecektir. Özellikle ileri yaş hamileliğinde, yani otuzlu yaşların ortasında, bu sürecin nasıl başladığı anne ve bebek için daha da büyük önem taşıyacaktır.
Daha sağlıklı olmak için yapmanız gereken birçok şey var ve bunlara özen göstermeye hamile kalmadan aylar önce başlayabilir ve hamilelik boyunca da devam edebilirsiniz. En önemli noktalara değinecek olursak, sigara içiyorsanız, ne yapıp edip lütfen bırakın. Yemekle beraber bir kadeh şarap veya bir bardak bira içme alışkanlığınız varsa lütfen bundan da vazgeçin. Gün içinde tükettiğiniz kahvenin miktarını bir iki fincana indirin ve günde en fazla bir kola için (hatta hiç içmemeye çalışın, olmaz mı?). Son olarak kullandığınız belirli ilaçlar varsa bunları bırakıp bırakmayacağınızı doktorunuza hemen danışın. Alkol ve belli başlı bazı ilaçlar -tümü olmasa da bazıları- sizin bedeninizden plasentaya, yani bebeğin eşince geçerek bebeğinizi etkileyebilir. Hamilelik süresince uygulanması gereken en temel kurallar bunlardır. Ancak ileri yaş hamileleri için dikkat edilmesi gereken daha ayrıntılı noktalar olabilir ve hazırlık aşamasında önem taşıyan bazı konular vardır. Evet, şimdi bunlara bir göz atalım isterseniz.
Karnınız burnunuzdayken, kurslara gitmek de nereden çıktı, demeyin sakın… Doğum kurslarına ister tek başınıza ister eşinizle beraber katılmanız, hem sizi doğum anma hazırlayacak hem de bilmediğiniz birçok konuyu öğrenmenize yardımcı olacaktır. Doğum anı ve yeni doğan bakımı hakkında önceden bilgi sahibi olursanız, son döneminizde bunları düşünerek heyecana kapılmaktan ve kulaktan dolma bilgilerle paniğe kapılmaktan kurtulursunuz. Ayrıca psikolojik olarak kendinizi doğum ve sonrasındaki sürece hazır hissetmek, ruhsal olarak da iyi olmanızı sağlayacaktır.
26 Haziran 2011 16:25 · tago35 · fav
· Etiketler
doğum
,
normal doğum
,
sezeryan doğum
Ülkemizde sezeryan ile doğum yapan kadın sayısı normal doğum ile doğum yapan kadın sayısına nazaran oldukça fazla. Başta Amerika olmak üzere yurt dışında, doktorların, sadece anne ya da bebek risk altında olduğunda başvurduğu bir doğum yöntemi oysa. Sonuçta sezeryan bir ameliyat, ve her ameliyatta olduğu gibi operasyon sırasında ve sonrasında olabilecek bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Elbette normal doğumunda belli komplikasyonları var.
Normal doğum yapmanın avantajları neler?
Daha acılı olduğu inancının aksine, sancı çekme evresinin sonunda doğum gerçekleştiği andan itibaren, herşeyin normale dönüşü ve lohusalığın başlangıcı ile devamı sürecinin çok daha kolay geçtiği kesin.
Normal doğum sayesinde bebeğe anestezi uygulaması yapılmamış oluyor. Annenin ve bebeğin hastaneden ayrılması çok daha kısa bir zamanda oluyor. Anne normal yaşantısına çok daha çabuk dönüyor ve bebeğiyle daha çok ilgilenebilme şansı buluyor. Anestezinin etkisinden çıkmak gibi bir zorunluluk olmadığından, bebeği emzirmeye daha hızlı başlayabiliyor.
Sezeryan yöntemi ile doğum yapan kadınların dikişlerin iyileşmesi sürecini yaşamak durumunda, normal doğumda böyle bir süreç hiç yaşanmıyor. Doğum sonrası kilolarını vermek, normal doğum yapan kadınlarda çok daha hızlı oluyor.
24 Haziran 2011 09:04 · tago35 · fav
· Etiketler
anne karnında bebeğin gelişimi
,
bebek gelişimi
,
fetüs gelişimi
Bebeğiniz anne karnında nasıl ve ne aşamalardan geçerek büyüyor merak ediyorsanız işte adım adım bebeğin gelişimi.
4. HAFTA: Boy: 4-6 mm.
1. ayın sonunda embriyonun kalbi (ilk atışlar kendini gösterir), karaciğeri, böbrekleri, beyni, gözleri oluşmaya başlar. Embriyo içe doğru eğrilmiş pozisyondadır; rahim içindeki bütün yaşamı boyunca bu şekilde durur. İlkel kollan çıkıntı şeklinde belirmiştir. Baş bölgesi kuyruk bölgesinden daha gelişmiştir. En baştan beri gelişim baştan kuyruğa doğru devam eder, ilk önce organizmanın üst tarafı tamamlanır. Sırt bölgesinde ilk omurlar seçilebilir.
5. HAFTA: Boy: 8-12 mm.
Boy iki katma çıkar. Kollar taslak halinde belirmiştir; ilk olarak kollar farklılaşır. Yüz hatları belli olmaz, fakat kafanın karma doğru eğildiği görülebilir. Ensefalon (beyin, beyincik vs) üç kabarcıktan oluşmuştur. Gözlerin taslağı ve 16. haftaya doğru kaybolacak olan bir kuyruk ortaya çıkar. Embriyonun boyu günde 1 mm.’lik bir hızla artar. Göbek kordonu tamamen oluşmuştur.
6. HAFTA: Boy: 15-20 mm., ağırlık: 1 gr.
Kalp çok hızlı çarpar. Ensefalon şimdi beş kabarcıktan oluşmaktadır. Dış ve iç kulak gelişmeye başlamıştır. Burun şekillenir. Ellerde parmaklann ilk taslağı görülür. Kalbin içinde kanncıklar arası bölmenin oluşumu başlar. Bu oluşum daha sonra dört odacığm (2 kulakçık, 2 kanncık) meydana gelmesini sağlayacaktır. Saydam olan karında karaciğer koyu bir kabarcık gibi görünür. Hemopoetik fonksiyonu (kan yapma) üretimi şimdiden başlamıştır.
7. HAFTA: 3 cm., ağırlık: 2.5-3 gr.
Yüzde gözleri, burnu, dudakları ve dili fark etmek mümkündür. Kollar ve bacaklar oldukça belirgindir. El ve ayak parmakları taslaklarının arasındaki yarıkları görmek mümkündür. Beyin yarım küreleri yapılanmaktadır. İlk kaslar ve kemiklerin kıkırdaktan modelleri ortaya çıkar.
8. HAFTA: Boy: 4 cm., ağırlık: 4-5 gr.
Çeşitli organların ve sistemlerin oluşumu tamamlanmaktadır. Kas yapısı ilk hareketleri doğurur. Dokunma duyusu vardır. Derinin aldığı uyanlar refleks hareketleri oluşturur. 8. haftanın sonunda embriyonun bütün temel yapılanması tamamlanmış gibi görünmektedir. Büyüme ve detayların gelişmesi safhası başlar. Bazılarına göre fetüs devresi başlamıştır, bazılarına göre ise yapılanma evresi 12. haftaya kadar sürer. Bebek şimdi günde 1 mm.’lik hızla büyümektedir.
12. HAFTA: Boy: 8 cm. ağırlık: 40 gr.
Cinsiyete göre cinsel organlar gelişir. Gözkapakları kapanır, 7. aya kadar kapalı kalırlar. Kollar ve bacaklar gebelik boyunca duracakları pozisyonu alır; dirsekler geriye, dizler ileriye doğrudur. Geçici dişlerin oluşumu tamamlanır. Kalıcı dişler taslak olarak belirir. Fetüs yerinde serbestçe hareket edebilir; bunda göbek kordonunun boyunun uzamasının da payı vardır. Annenin rahmi büyümüştür ve karnına dokunulunca rahim hissedilebilir.
16. HAFTA: Boy: 14-16 cm., ağırlık: 200 gr.
Sinirlerin miyelin kaplandığı miyelinizasyon süreci başlar. Miyelin izole edici bir maddedir. Bu süreç doğumdan sonra da birkaç yıl devam eder. Bağırsaklarda çocuğun doğumdan sonra dışarı atacağı ilk dışkı üretilir. Kız bebekte rahim ve vaj inanın oluşumu tamamlanır. Erkek bebekte testislerin karından, kalıcı yerleri olan testis torbasına göçü başlar. Kalp dakika 120-160 kere atar. Ellerde tırnaklar ve parmak izleri oluşur. Fetüsün hareketleri belirginleşir. Ayrıca ilk defa yutma eyleminde bulunur.
20. HAFTA: Boy: 20-25 cm., ağırlık: 500 gr.
Fetüs ince tüylerle kaplanır. Kaşlar ve saçlar çıkar. Solunum sistemi gelişmektedir. Fetüsün hareketleri annenin hareketleri ile ilişkilidir, özellikle anne dinlenirken fetüs hareket eder. Çünkü annenin dinlenmesi sırasında daha az basınçla karşılaşır. Fetüs başparmağını ağzına götürüp emme hareketleri yapabilir. Çoğu zaman kulak annenin karnına dayandırıldığında fetüsün kalp atışım duymak mümkündür.
28. HAFTA: Boy: 30-35 cm., ağırlık: 1300-1400 gr.
Beyinde ilk yarıklar ve kıvrımlar oluşur. Retinanın tabakaları oluştuğunda gözkapakları açılır. Fetüs gözlerini açmıştır. Erkek bebekte testisler gelişmeye devam etmektedir. Kasık kanalında bulunan deri kazeöz bir salgı ile kaplıdır (glandula sebase’nin/ yağ salgılayan bir bezin ürettiği salgı). Akciğer alveollerin şişik kalmasını ve bebeğin kendi başına nefes alabilmesini sağlayan tensioaktif faktör üretimine başlar. 180 gün sonunda fetüs canlı kabul edilir. Başka bir deyişle gebelik bu süreden önce sona ererse düşük olduğu söylenirken, bu süreden sonra erken doğumdan söz edilir. Ve uygulanabilen bakım ve terapiye göre yaşam şansına sahiptir.
36. HAFTA: Boy: 40-45 cm., ağırlık: 2200-2900 gr Fetüsün artık ışık ve ses uyaranlarını algılayabilmesi olasıdır. Doğumdan önce fetüsün dokunma, görme, işitme gibi duyusal uyaranları algıladığı söylenebilir. Bu algı ilk öğrenme deneyimleri için temel oluşturur. Fetüsün gelişimi doğrusal ve devamlıdır fakat ritmi sabit değildir. 24 ve 36. haftalar arasında çok yoğun olup sonra göreceli olarak yavaşlar. Deri artık kırışık değil düz ve pembemsidir. Tüylerin çoğu yok olmuştur. Akciğerlerdeki alveoller henüz tamamlanmamıştır ama bol miktardaki tensioaktif faktör, erken doğum durumundaki solunum aktivitesinin normal zamandaki doğuma yakın seviyede gerçekleşmesini
mümkün kılar. Annenin rahmi en gelişmiş durumundadır ve amniyotik sıvı azalmaktadır. Doğacak bebeğin yeri daralmaktadır.
38. HAFTA: Boy: 48-52 cm., ağırlık: 2800-4000 gr. Rahim içindeki yaşam sonlanmak üzeredir. Hamileliğin ortalama süresi 280 gündür. Yani son menstruasyondan itibaren 40 haftadır. 38 ve 42. haftalar arasında gerçekleşen doğum normal süresini tamamlamış sayılır. Tek bir hücreden yola çıkarak yaklaşık 200 milyon hücreli bir canlıya ulaşılmıştır. Ağırlığı ise başlangıçtakinin 1 milyar katıdır. Hamileliğin son döneminde bebeklerin yüzde 95′i rahimde baş aşağı pozisyonda durur. İlk dışarı çıkacak olan vücudun bu bölümüdür.
Bebeğiniz anne karnında nasıl ve ne aşamalardan geçerek büyüyor merak ediyorsanız işte adım adım bebeğin gelişimi.
4. HAFTA: Boy: 4-6 mm.
1. ayın sonunda embriyonun kalbi (ilk atışlar kendini gösterir), karaciğeri, böbrekleri, beyni, gözleri oluşmaya başlar. Embriyo içe doğru eğrilmiş pozisyondadır; rahim içindeki bütün yaşamı boyunca bu şekilde durur. İlkel kollan çıkıntı şeklinde belirmiştir. Baş bölgesi kuyruk bölgesinden daha gelişmiştir. En baştan beri gelişim baştan kuyruğa doğru devam eder, ilk önce organizmanın üst tarafı tamamlanır. Sırt bölgesinde ilk omurlar seçilebilir.
5. HAFTA: Boy: 8-12 mm.
Boy iki katma çıkar. Kollar taslak halinde belirmiştir; ilk olarak kollar farklılaşır. Yüz hatları belli olmaz, fakat kafanın karma doğru eğildiği görülebilir. Ensefalon (beyin, beyincik vs) üç kabarcıktan oluşmuştur. Gözlerin taslağı ve 16. haftaya doğru kaybolacak olan bir kuyruk ortaya çıkar. Embriyonun boyu günde 1 mm.’lik bir hızla artar. Göbek kordonu tamamen oluşmuştur.
6. HAFTA: Boy: 15-20 mm., ağırlık: 1 gr.
Kalp çok hızlı çarpar. Ensefalon şimdi beş kabarcıktan oluşmaktadır. Dış ve iç kulak gelişmeye başlamıştır. Burun şekillenir. Ellerde parmaklann ilk taslağı görülür. Kalbin içinde kanncıklar arası bölmenin oluşumu başlar. Bu oluşum daha sonra dört odacığm (2 kulakçık, 2 kanncık) meydana gelmesini sağlayacaktır. Saydam olan karında karaciğer koyu bir kabarcık gibi görünür. Hemopoetik fonksiyonu (kan yapma) üretimi şimdiden başlamıştır.
7. HAFTA: 3 cm., ağırlık: 2.5-3 gr.
Yüzde gözleri, burnu, dudakları ve dili fark etmek mümkündür. Kollar ve bacaklar oldukça belirgindir. El ve ayak parmakları taslaklarının arasındaki yarıkları görmek mümkündür. Beyin yarım küreleri yapılanmaktadır. İlk kaslar ve kemiklerin kıkırdaktan modelleri ortaya çıkar.
8. HAFTA: Boy: 4 cm., ağırlık: 4-5 gr.
Çeşitli organların ve sistemlerin oluşumu tamamlanmaktadır. Kas yapısı ilk hareketleri doğurur. Dokunma duyusu vardır. Derinin aldığı uyanlar refleks hareketleri oluşturur. 8. haftanın sonunda embriyonun bütün temel yapılanması tamamlanmış gibi görünmektedir. Büyüme ve detayların gelişmesi safhası başlar. Bazılarına göre fetüs devresi başlamıştır, bazılarına göre ise yapılanma evresi 12. haftaya kadar sürer. Bebek şimdi günde 1 mm.’lik hızla büyümektedir.
12. HAFTA: Boy: 8 cm. ağırlık: 40 gr.
Cinsiyete göre cinsel organlar gelişir. Gözkapakları kapanır, 7. aya kadar kapalı kalırlar. Kollar ve bacaklar gebelik boyunca duracakları pozisyonu alır; dirsekler geriye, dizler ileriye doğrudur. Geçici dişlerin oluşumu tamamlanır. Kalıcı dişler taslak olarak belirir. Fetüs yerinde serbestçe hareket edebilir; bunda göbek kordonunun boyunun uzamasının da payı vardır. Annenin rahmi büyümüştür ve karnına dokunulunca rahim hissedilebilir.
16. HAFTA: Boy: 14-16 cm., ağırlık: 200 gr.
Sinirlerin miyelin kaplandığı miyelinizasyon süreci başlar. Miyelin izole edici bir maddedir. Bu süreç doğumdan sonra da birkaç yıl devam eder. Bağırsaklarda çocuğun doğumdan sonra dışarı atacağı ilk dışkı üretilir. Kız bebekte rahim ve vaj inanın oluşumu tamamlanır. Erkek bebekte testislerin karından, kalıcı yerleri olan testis torbasına göçü başlar. Kalp dakika 120-160 kere atar. Ellerde tırnaklar ve parmak izleri oluşur. Fetüsün hareketleri belirginleşir. Ayrıca ilk defa yutma eyleminde bulunur.
20. HAFTA: Boy: 20-25 cm., ağırlık: 500 gr.
Fetüs ince tüylerle kaplanır. Kaşlar ve saçlar çıkar. Solunum sistemi gelişmektedir. Fetüsün hareketleri annenin hareketleri ile ilişkilidir, özellikle anne dinlenirken fetüs hareket eder. Çünkü annenin dinlenmesi sırasında daha az basınçla karşılaşır. Fetüs başparmağını ağzına götürüp emme hareketleri yapabilir. Çoğu zaman kulak annenin karnına dayandırıldığında fetüsün kalp atışım duymak mümkündür.
28. HAFTA: Boy: 30-35 cm., ağırlık: 1300-1400 gr.
Beyinde ilk yarıklar ve kıvrımlar oluşur. Retinanın tabakaları oluştuğunda gözkapakları açılır. Fetüs gözlerini açmıştır. Erkek bebekte testisler gelişmeye devam etmektedir. Kasık kanalında bulunan deri kazeöz bir salgı ile kaplıdır (glandula sebase’nin/ yağ salgılayan bir bezin ürettiği salgı). Akciğer alveollerin şişik kalmasını ve bebeğin kendi başına nefes alabilmesini sağlayan tensioaktif faktör üretimine başlar. 180 gün sonunda fetüs canlı kabul edilir. Başka bir deyişle gebelik bu süreden önce sona ererse düşük olduğu söylenirken, bu süreden sonra erken doğumdan söz edilir. Ve uygulanabilen bakım ve terapiye göre yaşam şansına sahiptir.
36. HAFTA: Boy: 40-45 cm., ağırlık: 2200-2900 gr Fetüsün artık ışık ve ses uyaranlarını algılayabilmesi olasıdır. Doğumdan önce fetüsün dokunma, görme, işitme gibi duyusal uyaranları algıladığı söylenebilir. Bu algı ilk öğrenme deneyimleri için temel oluşturur. Fetüsün gelişimi doğrusal ve devamlıdır fakat ritmi sabit değildir. 24 ve 36. haftalar arasında çok yoğun olup sonra göreceli olarak yavaşlar. Deri artık kırışık değil düz ve pembemsidir. Tüylerin çoğu yok olmuştur. Akciğerlerdeki alveoller henüz tamamlanmamıştır ama bol miktardaki tensioaktif faktör, erken doğum durumundaki solunum aktivitesinin normal zamandaki doğuma yakın seviyede gerçekleşmesini
mümkün kılar. Annenin rahmi en gelişmiş durumundadır ve amniyotik sıvı azalmaktadır. Doğacak bebeğin yeri daralmaktadır.
38. HAFTA: Boy: 48-52 cm., ağırlık: 2800-4000 gr. Rahim içindeki yaşam sonlanmak üzeredir. Hamileliğin ortalama süresi 280 gündür. Yani son menstruasyondan itibaren 40 haftadır. 38 ve 42. haftalar arasında gerçekleşen doğum normal süresini tamamlamış sayılır. Tek bir hücreden yola çıkarak yaklaşık 200 milyon hücreli bir canlıya ulaşılmıştır. Ağırlığı ise başlangıçtakinin 1 milyar katıdır. Hamileliğin son döneminde bebeklerin yüzde 95′i rahimde baş aşağı pozisyonda durur. İlk dışarı çıkacak olan vücudun bu bölümüdür.
20 Haziran 2011 16:23 · tago35 · fav
· Etiketler
aspirin
,
aspirinin zararları
,
diş sağlığı
Aspirin baş ağrısı için harika bir ilaç, yüzyılın ilacı olarak adlandırılıyor. Fakat fazla tüketimle ve bazı özel durumlarda sağlığınız için aspirinde faydadan çok zarar sağlıyor.
Bu zararların en başında sağlığınız için dişinizle aspirini çiğnemeniz gerekiyor. Aspirin içerdiği maddeler sayesinde ağzın sert ve yumuşak dokularında büyük hasara sebep oluyor. Bunun yanı sıra diş minelerininde büyük ölçüde zarar görmesini sağlıyor. Bu sebepten dolayı sağlık için aspirin normal ilaçlar gibi suyla içmek gerekiyor.